Meksika topraklarındaki kahve kirazlarının Türkiye coğrafyasına uzanan yolculuğunu, kirazların toplanma süreçlerini ve çiftçi aileleri “Çekirdekten Fincana Kahvenin Hikâyesi” belgeseli anlatıyor. Biz de Nescafé’nin kahveyi sürdürülebilir kılmak adına çalışmalarını ve Meksika’daki kirazların tatlı hikâyesini Nestlé Türkiye İçecekler Genel Müdürü Pınar Öney Bilsel ve Coşkun Aral’dan dinliyoruz. (Röportaj: Gönül Hadımlı)

Nescafé ve Coşkun Aral işbirliği nasıl başladı? Belgesel yapımcılığı hassas bir konu, burada reklamveren-içerik üreticisi dengesini nasıl sağladınız?

Pınar Öney Bilsel: Kahve Türkiye’de zincirlerin gelişmesiyle, üçüncü nesil kahve dükkanlarının açılmasıyla giderek popülerleşiyor. Bize de kahvenin üretimiyle ve içeriğiyle ilgili çok fazla soru geliyordu, bu artan ilgiye karşılık pazarın lider markası olarak tüketiciyi aydınlatalım istedik. Kahvenin derinliği aslında bilinmiyor, bu derinliği biz markayla değil kahvenin kendisine odaklanarak anlatmak istedik. Amacımızı söyledik ve geri kalan süreci Coşkun bey ve ekibi yürüttü. Aslında Vietnam’dı ilk planımız fakat erken hasat yapmak zorunda kaldıkları için mümkün olmadı. Kirazları dalda görmek çok önemli, o yüzden Meksika olarak yolculuğumuzu değiştirdik. Belgeselimizi de 1 Ekim Dünya Kahve Günü’nde İZ TV’de yayınlamaya başladık ve TV yayınlarına ek olarak dijitalle birlikte toplam 2.5 milyon kişiye ulaştık.

Coşkun Aral: Ben kendimi bildim bileli meraklı bir adamım ve kahvenin çok tüketildiği bir coğrafyada büyüdüm. Hep kahve çeşitlerini, tatlarını sorgulamışımdır. Dedem Dibek kahvesi içermiş mesela, onu araştırırdım. Paris’te yaşadığım sürede Espresso tutkunu oldum. Bir ara iş için Orta Amerika’ya gittim, orada da daha sert kahveye tutuldum. Kahve ama dilediğim kahve olsun diye sorgulamaya başladım. Dünyada bugün kahve petrolden daha değerli. Tam benim konum. Arkadaşlarla tanıştığımızda “bu işi yaparım ama beni ikna etmeniz gerek” dedim. Doğru adımı atan, boğru bir kurumla, yaptığı için hesabını verebilecek bir kurumla çalışmak istiyorum.

Bilmediğimiz bir orijini var kahvenin, kiraz. Öyle de lezzetli ki. Nescafé bana dünyanın en değerli oluşumlarından birini tekrar sorgulama, keşfetme imkanı verdi. Önce Meksika’ya yaklaşık 20 gazeteciyi kiraz toplamaya götürdük, bol bol yedik. Gezinin ardından biz bir-iki hafta daha kalarak belgeseli çektik. Belgeseli çekerken de gelişigüzel seçtiğimiz çiftçilerin kapılarını çaldık. Tarlalarını gezdik ve onlardan dinledik kahve kirazlarını, kirazların toplanmasını. Türkiye’de çok nadir olan bir ürünü kendi doğasında tanıyıp tüketicinin fincanına gelinceye kadarki aşamasını göstermek çok hoştu. Küresel ısınmadan çiftçilerin yok olmasına kadar pek çok unsuru içinde barındıran örnek bir çalışma gördük Meksika’da. Çiftçiye, “Sat bu arayizi benim olsun, sen burada çalışmaya devam et” anlatışı değil markanınki; “Ben sana uzman göndereyim, sorunlarını dinleyeyim, ürününü de belirli koşulları yerine getirirsen alacağım” diyor. Denetim çok önemli. Tüm anlarıyla benim çok mutlu olduğum bir çalışmaydı.

Nescafé olarak kahvenin sürdürülebilirliğini hedefliyorsunuz fakat kahve çekirdeğinin 2020’de tükeneceği söyleniyor. Kahvenin ömrünü uzatmak için neler yapıyorsunuz?

PÖB: Minik aileler, çiftliklerinde kahve üretmeye çalışıyorlar ve sürdürülebilirliğin önündeki en önemli engellerden bir tanesi de bu çiftliklerin kârlılığı, verimliliği ve yeni nesil için bu işin cazip olup olmaması. Bir Nescafé çalışanı olarak da çok gurur duyduğum bir konu sürdürülebilirliğe yaptığımız yatırım. 2010’da Nescafé Planı’nı açıkladık ve Nespresso ile birlikte toplam 500 milyon dolarlık bir yatırım yapmayı taahhüt ettik. Taahhüt kapsamında bu işletmelerle birlikte çalışmak, onları iyi tarım uygulamaları konusunda bilgilendirmek, hastalıklara karşı dirençli fideler dağıtmak var. (…)

CA: Dünyada ticari tarım dediğimiz tarımda bazı yanlış bitki türlerinin seçilmesi, yağmur ormanlarının sonunu getirdiği gibi eko dengeyi de bozuyor. Her alanda uzmanımız olmayabilir, o yüzden alanında uzmanlarla çaloşmak, sivil toplum kuruluşlarıyla ve bağımsız kuruluşlarla çalışmak önemli. Gözü dönmüş, vahşice ekim yapan şirketler, ekosistemi talan ediyor. Doğru ürünün doğru yerde ekilmesi önemli. En önemlisi çiftçinin bin yıllık tecrübesi. Hangi toprağın neyle uyum sağlayacağını bilen çiftçi, doğru uzmanlar, sürdürülebilirliği verimli hale getirecek eğitim ve ekosisteme katkı vermek önemli. Kahve fidelerinin arasına kaç metrede bir muz ağacı dikilmesiyle ilgili bile ciddi hesaplamalar yapmak gerekiyor.