Hiç şüphe yok ki, dünyanın yeni süper gücü Çin. ABD ne kadar uğraş verirse versin, Çin yarattığı değişimle ülkeye adım atan herkesi teknolojik, mimari ve ekonomik yeni yapılanmasıyla büyülemeyi başarıyor. Ülkeye vardığında insan düşünmeden edemiyor, zamanda yolculuk mu yaptım? Yeni havaalanı, şehirde yükselen ve çığır açan mimari tasarımlar adeta yeni bir vatandaşlık kavramını da sorgulatmaya başlıyor. Gelecek böyle mi olacak? İnsan, teknolojik ve ekonomik gelişme uğruna robotlaşacak mı? Buna ayak uyduramayanlar ne yapacak?

Bu düşüncelerle Çin’in başkenti Pekin’de birkaç gün geçirdim. Ziyaretçilerin akın ettiği Tianenmen Meydanı’nda fazla bir değişim yok ama geniş meydandaki akıl almaz turist kalabalığı ve güvenlik önlemleri şehirdeki mimari değişimin tersine yıllar öncesiyle aynı. Son İmparator’un yasak şehrini her gün kaç kişi geziyor öğrenemedim ama Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu Mao Zedong’un anıt mezarını her gün 80 bin kişinin ziyaret ettiğini öğrendim. İlginç olanı Kültür Devrimi ile ülkede tek adamlığını taşa toprağa dev heykelleriyle dikerek kalıcılaştıran önderin ismi, ölümünden sonra yaşarken ulaştığı mertebenin çok altlarında kalmış durumda.

Bugün özgün kapitalizm ve liberal ekonomi ile başa oynayan Çin’de yasaklar giderek azalıyor. Bunlar arasında en önemlisi, geçmişte bulunduğu bölge dışına çıkması sınırlanan 1,5 milyarlık nufüsun gerek kendi ülke topraklarında gerekse dünyada gezmeye, dolaşmaya teşvik edilmesi. Geçmişte başka ülkelerden vize alma zorluğu olan Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşları, Türkiye dahil birçok ülkeye kolaylıkla gidebiliyor.

Tabii aynı rahatlığın ve kolaylığın Türk vatandaşları için geçerli olduğu söylenemez. Turistleri bırakalım işadamlarının bile Çin vizesi almasının giderek güçleştirildiği bu dönemde, ülkeye gelen yabancı turistlere birkaç günlük bedelsiz turistik vize verilebiliyor. Çin hükümetinin bu sınırlamaları bizimle birlikte Afganistan, Nijerya gibi ülke vatandaşlarına uygulamasında, Işid benzeri terör örgütlerinin en çok bu ülkelerin pasaportlarıyla yakalanması gerekçe olarak gösteriliyor. Elbette, dünyayı kasıp kavuran güvenlik endişesi sadece Pekin’e özgü değil, o nedenle de önlemler anlaşılabilir.